#

Tarım Sektörü Genel Bilgiler

Tarım sektörü gerek kendine özgü çalışma şartları, sektöre özgü kimyasal, fiziksel, hijyenik ve ergonomik risk ve tehlikelerle karşılaşma olasılığı gerekse çalışan karakteristiğinin farklı olması nedeniyle sosyal devlet anlayışı içerisinde analiz edilmeli ve risk algısıyla proaktif yaklaşımlara ihtiyaç duymaktadır.

Sosyal Güvenlik Kurumu verilerine göre tarım sektöründe 2002 yılında işyeri sayısı 6.545 ve çalışan sayısı 65.830 iken; 2017 yılında işyeri sayısı 21.239 ve çalışan sayısı da 155.619’dur. Görüldüğü üzere, son 15 yılda işyeri sayısında %225; çalışan sayısında %136 oranında bir artış olmasına rağmen yüz binde ölümlü iş kazası oranında %16’lık bir azalma gerçekleşmiştir. Ancak biliyoruz ki, kayıt dışılık başta olmak üzere kendi nam ve hesabına çalışan birçok çiftçimizin iş kazası ve meslek hastalığı kayıtlarının bulunmaması tehlikeli ve çok tehlikeli olan bu sektörde alınacak önlemleri ve oluşturulacak politikaları sekteye uğratmaktadır.

30 Haziran 2012 tarihine kadar 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında iş sözleşmesine dayanarak çalışılan, 50 üzeri işçinin bulunduğu tarım ve orman işlerinin yapıldığı işletmelerde ilgili Kanun’un iş sağlığı ve güvenliği hükümleri uygulanmaktaydı. 50 ve 50’den az işçi çalıştıran tarım işletmelerinin Kanun kapsamı dışında bırakılması tarımda iş sağlığı ve güvenliği alanında çalışmaların yapılmasında sınırlayıcı bir etken olmuştur. 30 Haziran 2012 tarihinde 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun yayımlanmasıyla birlikte kamu, özel sektör ya da çalışan sayısı ayrımı yapılmaksızın tüm işyerleri ve çalışanlar Kanun kapsamına alınmıştır. Temel amaç koruyucu ve önleyici anlayışla çalışanların iş kazası veya meslek hastalığına maruz kalmasının önüne geçilmesi, risklerin minimize edilmesi ve refahın artırılmasıdır.

Türkiye’de 2013-2017 yılları arasında Sosyal Güvenlik Kurumu verilerine göre sektörde ölümlü iş kazalarına bakıldığında kazaların yaklaşık % 43’ünün trafik kazası, traktör ve diğer tarım makinelerinden kaynaklı kazalar olduğu görülmektedir. 2017 yılında sektörde meydana gelen Sosyal Güvenlik Kurumuna kayıtlı yaklaşık 2300 yaralanmalı kaza analiz sonuçlarına göre ise traktör ve diğer tarım makinelerinden kaynaklı kazalar ile düşme ve ekipman kaynaklı kazaların il sıralarda yer aldığı görülmektedir.

Bu kazaların yanı sıra tarım çalışanları ayrıca pestisitlerden (tarım ilacı) kaynaklı birçok tehlike ve risklerle karşı karşıyadır. Entegre pestisit yönetimi, iyi sosyal hekimlik uygulamaları, aşılar, haşere kontrolü, koruyucu tıbbı çözümler, pestisit kullanımından sonra araziye doğru zamanda tekrar giriş, kutuların güvenlik kurallarına göre etiketlenmesi pestisitlerin etkilerinden korunmak için örnek uygulamalardır.

Tahıl tozları, hayvan kepekleri, mantar antijenleri, organik tozlar, bitkilerin bazı kısımları, endotoksinler ve mikotoksinler, arsenik, iritan tozlar, amonyak, tahıl tozları solunum yolu için tehlike oluşturulabilecek etkenler arasında yer almaktadır. Ayrıca kas iskelet sistemi hastalıkları, hayvancılıkta karşılaşılan hastalıklar ve kazalar, cilt sorunları, termal konfor şartlarından kaynaklanan rahatsızlıklar, hijyen problemleri diğer önemli tehlike ve riskler arasındadır.

Sektörde kazaların insan sağlığı ve güvenliği boyutunun yanı sıra maddi kayıplar da göz ardı edilemeyecek niceliktedir. 2015 yılında Amerika’da tarım sektöründe meydana gelen kazaların yıllık maliyeti tedavi giderleri ve işgücü kaybı dahil 8,3 milyar dolar olarak tespit edilmiştir. Bir traktörün devrilmesiyle meydana gelen kaza maliyeti ise 1 milyon dolar olarak hesaplanmıştır. Yine aynı araştırmada sektörde yapılan 1 dolarlık her İSG yatırımının işverene 4 ila 6 dolar kazandıracağı ortaya konmuştur.

Güvenlik kültürü, risk değerlendirmesi, çalışanların katılımı, kişisel koruyucu donanımların doğru kullanımı, uygun ve güvenli makine seçimi, sağlık gözetimi, işyeri düzen ve güvenliği, kapalı alanların yönetimi, kimyasalların entegre yönetimi ile sektörde iş kazası ve meslek hastalıklarının büyük ölçüde önüne geçilebilir.